VMware vs Hyper-V vs Proxmox: En İyi Sanallaştırma Platformu Hangisi?

VMware vs Hyper-V vs Proxmox: En İyi Sanallaştırma Platformu Hangisi?

İşletim Sistemi

02.02.2026 17:00

Makdos

5 dakika okuma süresi

Günümüzde VMware vSphere, Microsoft Hyper‑V ve Proxmox VE en yaygın kullanılan sanallaştırma platformları arasında yer alıyor. Bu rehberde üç çözümün teknik özellikleri, performansı, lisanslama yapısı, yönetim araçları ve kullanım alanları karşılaştırılır. Bu yazıyı okuduktan sonra size uygun sanallaştırma platformunu belirleyebilir ve karar sürecini daha bilinçli şekilde ilerletmeniz mümkün.

Giriş: Sanallaştırma Neden Önemli?

Artan dijitalleşme ile birlikte işletmeler, fiziksel sunucu altyapılarını verimli kullanabilmek ve esneklik kazanmak için sanallaştırma çözümlerine yöneliyor. Sanallaştırma sayesinde tek bir fiziksel sunucudan birden fazla sanal makine (VM) oluşturmak mümkün hale geliyor. Her sanal makine, kendine ayrılan CPU, bellek ve disk kaynaklarıyla bağımsız bir sunucu gibi çalışır.

Örneğin, aynı fiziksel sunucu üzerinde biri Linux, diğeri Windows Server tabanlı iki farklı VM çalıştırabilir. Bu sanal makineleri birbirinden izole şekilde yönetmeniz mümkün. Bu teknoloji, KOBİ’lerden büyük kurumlara kadar tüm işletmeler için kaynak kullanımını iyileştirir ve maliyetleri azaltır.

Sanallaştırmanın önemi yalnızca kaynak verimliliğiyle sınırlı değil. Aynı zamanda yüksek erişilebilirlik (HA), kolay ölçeklenebilirlik, yedekleme ve felaket kurtarma senaryolarında da kritik rol oynuyor. Örneğin, sanal sunucu ortamlarında bir VM’in anlık görüntüsü alınabilir ve güncellemeler güvenle test edilebilir. Ayrıca donanımdan bağımsız yapı sayesinde uygulamalar farklı ortamlara otomatik olarak taşınabilir ve yük dağılımı yapılabilir.

Bu içerik, sistem yöneticileri, IT karar vericileri, KOBİ sahipleri ve yeni başlayanlar için hazırlanmıştır. VMware, Hyper-V ve Proxmox platformları karşılaştırmalı olarak ele alınır. Her birinin güçlü ve zayıf yönleri, öne çıktıkları alanlar ve lisans maliyetleri bu içerikte incelenir.

VMware vSphere: Kurumsal Sınıf Sanallaştırma

VMware vSphere, uzun yıllardır kurumsal pazarda standart haline gelmiş, güçlü ve olgun bir sanallaştırma platformudur. VMware, yüksek kararlılık, gelişmiş özellik seti ve geniş üçüncü taraf entegrasyon ekosistemi ile bilinir. Büyük ölçekli işletmeler ve veri merkezi ortamlarında yaygın tercih edilmesinin sebepleri arasında şunlar sayılabilir:

  • Gelişmiş Özellikler: VMware vSphere, vMotion, High Availability (HA) ve Distributed Resource Scheduler (DRS) özelliklerini sunar. Bu özellikler kesintisiz çalışma ve verimli kaynak yönetimi sağlar.
    Örneğin, DRS ile kümelerde yük dengelemesi yapılabilir. Bir sunucunun arızalanması durumunda VM’ler otomatik olarak diğer host’lara taşınabilir. Platform, anlık görüntü alma ve klonlama gibi gelişmiş özellikler sunar. Ayrıca şifrelenmiş VM’ler, sanal ağ oluşturma ve yerleşik güvenlik duvarı desteği bulunur.
  • Performans ve Ölçeklenebilirlik: vSphere ESXi hypervisor’ı yalın (bare-metal) mimaridedir. Donanım kaynaklarına doğrudan erişerek minimum ek yük (overhead) ile yüksek performans sağlar.
    Tek bir VMware sunucusunda yüzlerce sanal makine çalıştırmak mümkündür. Kurumsal sürümlerde vCenter ile yüzlerce host tek bir küme altında yönetilir. Geniş bellek ve CPU desteği, ağır iş yüklerinin sanal ortamda verimli şekilde çalışmasını sağlar.
  • Geniş İşletim Sistemi Desteği: VMware, hemen her türlü işletim sistemlerini konuk (guest) olarak destekler. Çeşitli Linux dağıtımları, modern Windows sürümleri, BSD türevleri ve özel amaçlı işletim sistemleri VMware üzerinde çalışabilir. Bu çapraz platform desteği, heterojen ortamları sanallaştırmak isteyen şirketler için idealdir.
  • Yönetim ve Kullanım Kolaylığı: vSphere ortamlarının yönetimi vCenter Server aracılığıyla yapılır. Web tabanlı vSphere Client (HTML5), tüm sanallaştırma bileşenlerini merkezi bir panelden yönetmeye imkân tanır. VMware arayüzü kullanıcı dostudur ve yetkilendirme, izleme ile alarm oluşturma gibi özellikler sunar. PowerCLI araçları ve REST API desteği sayesinde otomasyon imkânı sağlar.
  • Lisanslama ve Maliyet: VMware vSphere, ücretsiz ESXi sürümüne sahip olmakla birlikte gelişmiş özellikleri lisanslı paketlerde sunar. Lisanslama genellikle işlemci soketi (CPU) başına yapılır ve Standard, Enterprise, Enterprise Plus gibi kademeli paketlerle gelir.
    Geniş ölçekli kurulumlarda vCenter da ayrı lisansa tabidir ve toplam maliyet oldukça yüksek olabilir. Bu nedenle VMware çözümleri, bütçe yerine gelişmiş özellik ve güvenilirlik odaklı, özellikle büyük işletmelere yöneliktir. Örneğin, Enterprise Plus lisansı yıllık olarak yüksek bir bedel sunarken, açık kaynak Proxmox ek lisans ücreti gerektirmez.

VMware’in Avantajları: VMware vSphere, uzun yıllardır kullanılan ve kurumsal ortamlarda güvenilirliği kanıtlanmış bir sanallaştırma platformudur. Platform, geniş destek ve sertifikasyon olanakları sunar. Ayrıca üçüncü parti araçlarla entegre olur ve bulut çözümleriyle (VMware Cloud, vCloud vb.) uyum sağlar. Büyük ölçekli veri merkezi ortamlarında, yüksek yoğunluklu ve kritik iş yüklerinde VMware genellikle “altın standart” olarak görülür.

Dezavantajları: En büyük dezavantajı maliyetinin yüksek olması ve lisans modelinin karmaşıklığıdır. Küçük işletmeler veya bütçesi kısıtlı projeler için VMware yatırımı yapmak zorlayıcı olabilir. VMware platformu kapalı kaynak bir yapıya sahiptir. Bu nedenle açık kaynak topluluk katkılarıyla geliştirilen özelliklerden yararlanılamaz.

Donanım uyumluluğu konusunda da sadece VMware’in HCL (Hardware Compatibility List) listesindeki cihazlar tam desteklidir. Standart dışı donanımlarda kurulum/yönetim sıkıntıları yaşanabilir. Son olarak, vCenter gibi bileşenlerin kurulumu ve yönetimi, güçlü arayüzüne rağmen yeni başlayanlar için öğrenme süreci gerektirebilir.

Microsoft Hyper‑V: Windows Entegrasyonlu Sanallaştırma

Microsoft Hyper‑V, Windows Server işletim sistemine entegre gelen bir Type-1 (bare-metal) hypervisor çözümüdür. Hyper-V, Windows Server 2008 ile sunulmuş olup Microsoft ekosistemini kullanan kurumlar için uygundur. Microsoft Hyper-V’nin dikkat çeken yönleri ve özellikleri şunlardır:

  • Windows ile Sıkı Entegrasyon: Hyper-V, Windows Server ailesinin bir rolü olarak çalışır. Sunucu işletim sistemiyle tam entegredir. Bu sayede Active Directory, Microsoft Azure ve System Center gibi Microsoft çözümleriyle uyumlu çalışır.
    Örneğin, Windows ağı yöneten bir şirket, Hyper-V ile mevcut Active Directory kullanıcılarını yetkilendirir. Ayrıca Hyper-V Ağ Sanallaştırma özelliği sayesinde veri merkezi ağını Azure ile entegre edebilir.
  • Kurulum ve Lisanslama: Hyper-V, çoğu durumda işletim sistemiyle birlikte sunulduğu için ek bir hypervisor maliyeti oluşturmaz. Yani Hyper-V, Microsoft Windows Server lisansının dahilinde sunulur ve ek lisans ücreti gerektirmez. Hatta Microsoft, kullanıcıların yalnızca sanallaştırma amacıyla kullanacakları ücretsiz bir Hyper-V Server (Core) sürümü de sunmuştur.
    2019 sürümüne kadar mevcut olup, Windows Server 2022 ile birlikte standalone ücretsiz Hyper-V sunucusu sunulmamıştır. Lisanslama, esasen Windows’un lisanslanmasıyla ilgilidir.
    Windows Server Datacenter Edition sınırsız VM çalıştırma hakkı verirken, Standard Edition lisansı belli sayıda VM ile sınırlıdır. Bu yapı, halihazırda Windows altyapısı kullanan kurumlar için Hyper-V’yi maliyet açısından cazip kılar.
  • Desteklenen Ortamlar: Hyper‑V, kendi içinde bir Windows (ve Hyper-V) özel formatı olan .vhdx sanal diskler kullanır ve hem Windows hem Linux konuk işletim sistemlerini destekler.
    Microsoft’un Linux entegrasyonu için sunduğu Integration Services sayesinde popüler Linux dağıtımları Hyper-V ortamında verimli çalışır. Yine de Hyper‑V özellikle Windows işletim sistemleri için optimize edilmiştir. Büyük Windows uygulama sunucularını sanallaştırırken CPU ve bellek kullanımı ile NUMA ayarlarında yüksek performans sağlar.
  • Yönetim Araçları: Hyper‑V’yi yönetmek için birden fazla seçenek bulunur. Tek bir host’u yönetirken Hyper-V Manager adlı GUI aracı veya Windows Admin Center (WAC) kullanılabilir. Birden çok host ve kurumsal düzey yönetim için ise System Center Virtual Machine Manager (SCVMM) tercih edilir.
    Hyper-V, PowerShell ile otomasyon desteği sunar. Bu sayede sanal makineler script ile yönetilebilir ve toplu işlemler yapılabilir. Hyper‑V’nin dezavantajı, gelişmiş yönetim özelliklerinin genellikle Windows ekosistemine göbekten bağlı olmasıdır.
    Örneğin Linux veya macOS istemcilerden Hyper-V host yönetimi, VMware veya Proxmox kadar kolay olmayabilir. Windows Admin Center web arayüzü bu açığı kısmen kapatır ancak tüm işlevleri kapsamaz.
  • Teknik Özellikler: Hyper‑V, Type-1 bir hypervisor olduğu için doğrudan donanım üzerinde çalışır. Windows Server’ın kurulu olduğu host’ta hypervisor çekirdeği en üstte yer alır. Host işletim sistemi yönetici yetkili bir konuk olarak çalışır ve Parent Partition olarak adlandırılır. Bu mimari sayesinde performans geliştirmeleri sunar.
    Hyper-V, sanal ağ oluşturmak için Virtual Switch desteği sunar. Ağ sanallaştırma teknolojisi ile farklı VLAN’lar ve izole ağlar tanımlanabilir. Ayrıca failover clustering ile Hyper-V sanal makineleri birden fazla fiziksel sunucu üzerinde yüksek erişim imkanı sunar.
    Örneğin, bir host arızası durumunda sanal makine, küme içindeki başka bir host üzerinde çalışmaya devam eder. Canlı taşıma (Live Migration) ve depolama taşıma (Storage Migration) gibi özellikler kullanılır. Bu sayede sanal makineler duraksama olmadan farklı host veya disk birimlerine taşınır.
  • Güvenlik ve Diğer Özellikler: Ek özelliklerinden biri Shielded VM (Korumalı VM) teknolojisidir. Bu özellik, hassas veriler barındıran VM’lerin yetkisiz erişimlere karşı korumaya alınmasını sağlar.
    VM içeriği şifrelenir ve yalnızca güvenilir host’larda açılabilir. Bunun yanı sıra, Hyper‑V host üzerinde 64 bit mimarinin avantajlarını kullanır. Ayrıca donanım sanallaştırma desteği (Intel VT-x/AMD-V) etkin olan modern işlemcilerle de tam uyumludur.

Hyper‑V’nin Avantajları: Halihazırda Windows altyapısı kullanan kuruluşlar için öğrenme ve uyum süresi kısadır. Çünkü arayüz ve kavramlar Windows ekosistemiyle tutarlıdır. Ek bir yazılım maliyeti olmadan elde edilebilir olması (Windows Server lisansına dahil) maliyet avantajı sağlar.

Küçük ve orta ölçekli işletmeler, Windows sunucu konsolidasyonu için Hyper‑V’yi rahatlıkla tercih edebilir. Ayrıca Azure entegrasyonu sayesinde hibrit bulut senaryolarında Hyper‑V kolay geçiş imkânları sunar. (örneğin, Hyper‑V VM’lerini Azure’a replike etmek gibi).

Dezavantajları: Hyper-V, VMware kadar uzun bir geçmişe sahip değildir ancak olgun bir sanallaştırma platformudur. Kaynak kodu kapalı olduğu için açık kaynak topluluk desteği sınırlıdır. Büyük ölçekli özelliklerin bazıları (örn. Gelişmiş yedekleme, raporlama) için System Center gibi ekstra ürünlere ihtiyaç duyulabilir ki bu da maliyeti artırabilir.

Heterojen (farklı OS ve yazılım bileşenlerinden oluşan) ortamlarda VMware veya Proxmox kadar esnek değildir. Microsoft Hyper-V ağırlıklı olarak Microsoft çözümlerine yöneliktir. Hyper-V, Windows konuklarda genelde yüksek performans sunar. Özel Linux çekirdeği ayarları gerektiren sistemlerde ise KVM tabanlı platformlar daha iyi sonuç verebilir.

Son olarak, Hyper‑V yönetimi Windows dışındaki platformlardan zordur; bu durum kimi kullanıcılar için kısıtlayıcı olabilir.

Proxmox VE: Açık Kaynak ve Esnek Sanallaştırma

Proxmox Virtual Environment (VE), Debian Linux tabanlı, açık kaynak kodlu bir sanallaştırma platformudur. Son yıllarda hem bireysel kullanıcılar (özellikle homelab meraklıları) hem de maliyet duyarlı işletmeler arasında popülerlik kazanmıştır. Proxmox’u öne çıkaran noktalar ve özellikleri şöyledir:

  • Çift Sanallaştırma Teknolojisi: Proxmox VE, tam sanallaştırma için KVM (Kernel-based Virtual Machine) teknolojisini kullanır. Konteyner tabanlı sanallaştırma ise LXC (Linux Containers) ile sağlanır.
    Bu sayede kullanıcılar aynı platform üzerinde hem geleneksel ağır sanal makineleri (Windows, Linux vb. tam işletim sistemleriyle) hem de sadece Linux çekirdeğini paylaşan izole konteynerleri çalıştırabilir.
    Örneğin, Proxmox üzerinde bir Windows Server VM’i ile yan yana bir Ubuntu LXC konteynerini yönetmek mümkündür. Bu esneklik, konteyner teknolojisinin hız ve verimliliğinden yararlanmak isteyenler için büyük avantaj.
  • Web Tabanlı Kullanıcı Arayüzü: Proxmox yönetimi tamamen web tarayıcısı üzerinden gerçekleştirilir. Sunucuya kurulan Proxmox VE, herhangi bir istemci yazılım gerektirmeksizin modern bir tarayıcıdan erişilebilen bir web arayüzü sunar. Bu arayüzden VM ve konteyner oluşturma ile silme işlemleri yapılabilir.
    Ayrıca sanal ağ ve köprü (bridge) ayarları da yapılır. Depolama ekleme, ISO kalıpları yönetimi, kullanıcı yetkilendirme ve yedekleme zamanlamaları da burada ayarlanır. Arayüz açık ve basittir, bu da yeni başlayanlar için öğrenme eşiğini azaltır. İleri düzey kullanıcılar için Proxmox ayrıca komut satırı (Linux shell) ve REST API erişimi de sunmaktadır.
  • Tüm Özelliklerin Dahil Olması: Proxmox VE, yüksek erişilebilirlik (HA) ve canlı geçiş (Live Migration) desteği sunar. Snapshot alma ve klonlama özellikleri yerleşik olarak bulunur. Planlı yedekleme, dahili güvenlik duvarı ve VLAN ile bridge ağ desteği ek lisans gerektirmez.
    Örneğin, Proxmox ile bir cluster kurarak birden fazla fiziksel host’u ortak yönetebilir. Herhangi birinde arıza olursa VM’lerin otomatik diğerine geçmesini sağlamanız mümkündür. Bu özellik VMware’de ekstra lisans gerektiren vCenter + HA modulü ile mümkünken, Proxmox’ta ücretsiz sürümde mevcuttur.
    Ceph ve ZFS gibi gelişmiş depolama çözümleriyle entegrasyonu sayesinde yüksek ölçeklenebilir depolama alanları oluşturulur. İsterseniz lokal diskleri, isterseniz bir SAN/NAS kaynağını kullanırsınız.
  • Lisanslama ve Destek Modeli: Proxmox tamamen açık kaynak AGPL lisansıyla sunulur ve lisans ücreti yoktur. Tüm fonksiyonlar ücretsiz sürümde aktif olarak gelir. İsteyen kullanıcılar veya kurumlar için ücretli Enterprise destek aboneliği sunulur.
    Ancak bu abonelik yazılımın özelliklerini açmak için değil, profesyonel destek ve güvenilir güncelleme deposu içindir.
    Örneğin, Proxmox’u ücretsiz kullanmaya devam edip, dilerseniz yıllık abonelikle destek alabilirsiniz. Paketler soket başına yıllık yaklaşık 100 USD’den başlar. Bu sayede bütçesi kısıtlı projeler için giriş engeli oldukça düşüktür. Cost of ownership (TCO) avantajı, Proxmox’u pek çok SMB (küçük-orta ölçekli işletme) için çekici kılmaktadır.
  • Performans: Proxmox VE, Linux çekirdeği üzerinde çalıştığı ve KVM kullandığı için performans noktasında kendini kanıtlamıştır. KVM hypervisor’ı, Linux dağıtımlarında minimal ek yük ile neredeyse çıplak metal performansına yakın sonuçlar verebilmektedir.
    Özellikle Linux tabanlı iş yüklerinde Proxmox son derece verimli kaynak kullanır. Windows konuklar da desteklenmekle birlikte, Hyper-V kadar Windows’a özel optimizasyonlar içermeyebilir.
    Ancak pratikte çoğu senaryoda fark hissedilmez düzeydedir. Bazı topluluk testlerinde Proxmox, I/O yoğun işlerde VMware ile başa baş performans sergiler. Belirli depolama senaryolarında daha iyi sonuçlar elde edilebilir. Performans değerleri donanım ve yapılandırmaya bağlıdır.
  • Topluluk Desteği ve Eklentiler: Proxmox açık kaynaklıdır ve geniş bir kullanıcı topluluğu ile forum desteğine sahiptir. Dünya genelinde binlerce kullanıcı Proxmox deneyimlerini paylaşır ve soruları yanıtlar. Bu sayede sorun çözümü ve yeni özellik öğrenimi için çok sayıda kaynak bulunur.
    Ayrıca Proxmox, addon tarzı eklentilere ve entegrasyonlara da açıktır. Örneğin bacula veya vProtect gibi harici yedekleme araçlarını Proxmox ortamınıza entegre edebilirsiniz. Ya da REST API kullanarak özel otomasyonlar geliştirirsiniz. 

Hyper-V Ağ Sanallaştırma (HNV), veri merkezi ve bulut ortamlarında ağ izolasyonu sunan bir Microsoft çözümüdür.

Bu özellik, farklı kiracıların veya departmanların sanal ağlarının aynı fiziksel altyapı üzerinde çakışmadan çalışmasını sağlar. HNV sayesinde geleneksel VLAN sınırlarının ötesinde, IP adreslerini yeniden düzenlemeden sanal ağ segmentleri oluşturmak mümkündür.

Örneğin, iki farklı müşteriye ait birden fazla sanal sunucu grubu aynı IP aralıklarını kullanabilir. Ancak HNV ile izole edildiğinden birbirlerinin ağ trafiğini göremezler. Bu teknoloji, Azure gibi bulut hizmetlerinde de altyapının temelini oluşturmuştur. Hyper-V ile özel bulut kurulumlarında da aynen kullanılabilir.

Proxmox’un Avantajları: En büyük avantajı maliyet etkin olmasıdır – lisans ücreti yoktur, tüm özellikler açık gelir. Ayrıca kullanım kolaylığı ve esneklik yönünden övgü alır. Hem VM hem konteyner çalıştırabilme, farklı depolama ve ağ yapılarını destekleme esnekliği vardır.

Vendor lock-in (belirli bir üreticiye bağımlı kalma) sorunu yoktur. Verileriniz ve makineleriniz açık formatlarda (QCOW2, RAW disk imajları vs.) tutulur, isterseniz başka platformlara taşımanız daha kolaydır. Proxmox, VMware düzeyinde özellikler sunar. Bu özellikler lisans ücreti gerektirmediği için küçük şirketler ve ev laboratuvarları için caziptir.

Dezavantajları: Kurumsal düzeyde resmi destek almak istediğinizde ücretli abonelik gerekmesi sayılabilir. Ancak bu da tercihli bir modeldir (almadan da kullanmanız mümkün). VMware kadar uzun bir kurumsal geçmişi olmadığından, devasa ölçekli küresel şirketlerde yaygınlığı daha düşüktür. Dolayısıyla çok büyük ekiplerde VMware konusunda olduğu gibi Proxmox bilen eleman bulmak biraz daha zor olabilir. Yine de son yıllarda bu durum değişmektedir.

Bir diğer nokta, yeni sürümlerde meydana gelebilen hataların topluluk tarafından çözülmesini beklemek gerekmesidir. Yani tam anlamıyla “destek” için Proxmox ekibine abone olmanız önerilir. İşletim sistemi güncellemeleri ve yükseltmelerinde de dikkatli olmak gerekebilir. Zira Proxmox bir Linux dağıtımı olduğundan, majör versiyon güncellemeleri bazı servis kesintileri gerektirebilir (örn. Proxmox 6’dan 7’ye geçişte gibi).

Son olarak, her ne kadar arayüzü güçlü olsa da, Windows’a özel bazı entegrasyonlar (örn. Hyper-V’nin AD ile entegrasyonu gibi) Proxmox’ta bulunmaz. Heterojen ortamlara uyumu yüksek olsa da saf Windows ortamlarında yöneticiler Hyper-V’yi daha doğal bulabilir.

Performans Karşılaştırması ve Ölçeklenebilirlik

Her üç platform da olgun hypervisor teknolojileri kullandığı için performans açısından fiziksel donanıma yakın sonuçlar sunar. Fakat belirli senaryolarda küçük farklar ortaya çıkabilir:

  • VMware vs Hyper‑V: Her ikisi de birinci seviye (Type-1) hypervisor olduğu için benzer mimari avantajlara sahip. VMware ESXi, uzun yıllara dayanan optimizasyonları sayesinde karışık iş yüklerinde stabil performans sunar.
    Hyper‑V ise Windows için yaptığı ayarlarla benzer bir denge sunar. Bağımsız testlerde, eşit koşullarda VMware ve Hyper‑V performansı genellikle başa baş çıkmaktadır. Ancak Hyper-V, Windows tabanlı veritabanı veya .NET uygulamaları gibi senaryolarda ufak avantaj sağlayabilir.
    Zira işletim sistemi ve hypervisor katmanı arasında üreticinin aynı olması sayesinde daha verimli iletişim olabiliyor. VMware, bellek ve CPU yönetimindeki olgun yaklaşımı sayesinde farklı işletim sistemlerinin birlikte kullanıldığı ortamlarda yüksek kararlılık sunar.
  • VMware vs Proxmox: VMware’in özellikle network IO ve depolama IO yönetimi çok etkindir. Ancak Proxmox, Linux tabanlı iş yüklerinde çok benzer bir performans sunar. KVM hypervisor çekirdeği Linux ile doğrudan entegredir. Aynı Linux ortamı VMware’e göre daha az overhead ile çalışabilir.
    Yoğun disk işlemlerinde yapılan bazı ölçümler, Proxmox’un VMware performansını yakaladığını veya aştığını gösterir. CPU performansında genel olarak fark çok azdır. VMware’in güçlü yönü, büyük bellekli (ör. 1 TB RAM) sistemlerde veya devasa VM’lerde kanıtlanmış olmasıdır.
    Proxmox, 128 TB RAM’e kadar host desteği sunar. Buna rağmen bu uç kapasite seviyelerinde daha az yaygın test edilmiştir.
  • Hyper‑V vs Proxmox: Hyper-V, Linux dışı bir host mimarisi kullanır. Bu durum bazı Linux konuk senaryolarında KVM’ye göre daha düşük verime yol açabilir. Bununla birlikte Microsoft, Hyper-V’nin Linux performansını artırmak için sürekli geliştirmeler yapmaktadır.
    Proxmox, heterojen ortamlarda esnek performans sunar. Hyper‑V “Windows için optimize, diğerlerinde yeterince iyi” şeklinde özetlenebilecek bir performans profiline sahiptir. Windows Server sanal makineleri Hyper-V üzerinde yüksek yük altında tutarlı performans sunar. Proxmox (KVM) üzerinde ise performans farkı genellikle yüzde 1–2 düzeyindedir. Bu fark çoğunlukla ihmal edilebilirdir ve genelde Hyper-V lehine görülür.
    Yoğun Linux hizmetlerinin bulunduğu ortamlarda KVM tabanlı Proxmox, Hyper-V’ye göre daha kolay optimize edilebilir. Ayrıca izleme araçları Linux ekosisteminden geniş ölçüde faydalanır.
  • Ölçeklenebilirlik: Üç platform de ölçeklenebilirlik sunar ancak yaklaşımları farklıdır. VMware, vCenter ile tek bir çatı altında birden fazla host ve cluster yönetimine izin verir. vMotion/HA ile neredeyse sınırsız genişleyebilir (kuramsal limitleri çok yüksektir, bir vCenter altında binlerce VM yönetilebilir).
    Hyper‑V, Windows Failover Cluster mantığıyla çalışır. Genelde 64 node’a kadar cluster desteklenir ve binlerce VM çalıştırır. Ancak yönetim vCenter kadar tek merkezli değildir (SCVMM kullanmazsanız, cluster yönetimi biraz parçalı kalabilir).
    Proxmox ise yerleşik cluster desteğine sahiptir. Herhangi bir Proxmox node’u cluster’ın yönetiminde lider olabilir. 32 node’a kadar resmi destek verilir (daha büyük cluster’lar da mümkün olsa da önerilmez). Proxmox’un yatayda ölçekleme limiti biraz daha düşüktür ama bu limit dâhilinde gayet iyi iş çıkarır.

Sonuç olarak performans farkları spesifik durumlar haricinde çoğu kullanıcı için belirleyici olmayacaktır. Tüm platformlar 64 bit mimarili modern sunucu donanımında yüksek verimle çalışır. Bu nedenle seçim yaparken performans tek başına belirleyici değildir. Özellik seti, ekosistem uyumu ve maliyet dikkate alınmalıdır.

Lisanslama ve Maliyet Karşılaştırması

Üç platformun maliyet ve lisans yapıları birbirinden oldukça farklıdır:

  • VMware: VMware vSphere için lisanslama, her fiziksel sunucu üzerindeki işlemci (CPU) soketi başına yapılır. Örneğin 2 soketli bir sunucuda vSphere Standard lisansı kullanacaksanız 2 lisans gerekir.
    VMware lisansları Standard, Enterprise, Enterprise Plus gibi sürümlere ayrılır ve özellik kısıtlamaları bu sürümlere göre belirlenir. vCenter Server ise ayrı lisanslanır (temelde yönetim sunucusu yazılımı için).
    Ek olarak, destek ve güncelleme paketi (SnS: Support and Subscription) genelde yıllık olarak alınır. Kabaca bir fikir vermek gerekirse, vSphere Standard lisansı soket başına birkaç bin dolarlık bir maliyete sahiptir. Enterprise Plus ise daha da yüksektir. Büyük kurulumlarda toplam sahip olma maliyeti (TCO) oldukça büyüyebilir.
    VMware tarafında son dönemde maliyetlerle ilgili bazı değişiklikler yapılmıştır. Broadcom’un VMware’i satın almasının ardından fiyat artışları görülmüştür. VMware, güçlü bir ürün olmakla birlikte, satın alma maliyeti en yüksek çözümdür denebilir.
  • Microsoft Hyper‑V: Hyper‑V’nin kendisi için ayrı bir lisans ücreti ödemezsiniz. Ancak onu kullanabilmek için bir Windows Server lisansı gereklidir. Windows Server’ın Standard ve Datacenter sürümleri sanallaştırma hakları bakımından ayrılır. Standard sürüm, lisans başına (2 CPU, 16 çekirdek kabul ederek) iki sanal makine çalıştırma hakkı sunar.
    Datacenter sürüm ise sınırsız sanal makine kullanımına izin verir. Dolayısıyla, eğer çok sayıda Windows VM çalıştıracak olursanız genelde Windows Server Datacenter Edition lisanslamak mantıklı hale gelir. Bu lisans da ucuz değildir. Datacenter lisansı on bin dolar seviyelerinde bir bedelle fiyatlanır. Bu bedel, VMware’de ayrı ayrı ödenen hypervisor ve yönetim yazılımı maliyetlerini kapsar. Aynı zamanda işletim sistemi ve hypervisor lisansı olarak değerlendirilir.
    Sonuç olarak, Hyper-V maliyeti Windows lisans maliyetine eşittir denebilir. Linux tabanlı sanal makineler Hyper-V üzerinde ek lisans gerektirmeden çalışır. Fakat host olarak Windows kullanmanın getirdiği bir masraf her halükârda olacak (Linux tabanlı KVM çözümlerinin aksine).
    Microsoft ayrıca ekstra özellikler için System Center ürün ailesini sunar (SCVMM gibi). Bunlar için de ayrı lisanslar ve CAL’ler (istemci erişim lisansı) gerekebilir. Yine de genel toplamda, VMware ile kıyaslandığında Hyper-V, özellikle Windows ortamlarında daha ekonomik kalabilmektedir.
  • Proxmox VE: Proxmox tamamen ücretsiz bir yazılım olduğu için lisans maliyeti söz konusu değildir. İstediğiniz sayıda fiziksel sunucuya Proxmox kurabilir, hiçbir ücret ödemeden tüm özelliklerini kullanırsınız. Toplam maliyetinizi belirleyen yalnızca donanım maliyeti ve isterseniz satın alacağınız destek paketidir.
    Proxmox’un destek abonelikleri de VMware ve Microsoft’un kurumsal destek fiyatlarına kıyasla oldukça mütevazıdır. Yıllık abonelik, sunucu başına birkaç yüz dolar mertebesinde, seçilen destek seviyesine göre değişir.
    Ücretsiz kullanımda Proxmox güncellemeleri topluluk deposu üzerinden alınır. Bu yöntem çoğu kullanıcı için yeterlidir. Ücretli abone olursanız “Enterprise Repository” erişimiyle daha test edilmiş paketleri alırsınız. Gerektiğinde üreticiden doğrudan teknik destek alabilirsiniz. Özetle, Proxmox, lisans maliyeti olmadan sanallaştırma yapmak isteyen projeler için tercih edilebilir. Bu da kendi sanal altyapısını kurmak isteyen start-up’lar ve KOBİ’ler için uygun bir tercihtir.

Maliyet karşılaştırması yaparken bir diğer önemli konu da işletme maliyetleri (operational cost). Lisans ücretinin dışında, yönetime harcanan zaman, gereken uzman sayısı gibi unsurlar da düşünülmeli.

Örneğin, VMware’in güçlü otomasyon ve merkezi yönetim araçları, büyük bir ortamda yönetim maliyetini azaltabilir. Hyper-V için eğer ekosisteme hâkim personel varsa, benzer şekilde idame ettirmek kolay olabilir.

Proxmox ise sezgisel arayüzü sayesinde bazı durumlarda ayrı bir uzman gerektirmeden yönetilebilir. Ancak çok büyük ortamlarda entegre üçüncü parti araçlar ihtiyacı duyulabilir. Tüm bu yan giderler de kuruma göre değişecektir.

Kısacası, küçük ve orta ölçekli işletmeler genellikle Hyper-V veya Proxmox ile daha düşük maliyetle ihtiyaçlarını karşılayabilir. Büyük ölçekli kurumsal şirketler artı değer getiren özellikleri için VMware’e yatırım yapmayı göze alabilmektedir. Karar verirken lisans ücretinin yanı sıra uzun vadeli destek, eğitim ve ek maliyetler de dikkate alınmalıdır.

Yönetim Arayüzleri ve Kullanım Kolaylığı

Üç platform da farklı yönetim araçları sunuyor:

  • VMware: vSphere’in web tabanlı arayüzü (vSphere Client), modern ve oldukça kullanıcı dostu. Arayüz üzerinden sürükle-bırak ile VM taşımak, birkaç tıkla yeni sanal makine oluşturmak mümkün.
    vCenter sayesinde yüzlerce sunucu ve binlerce VM tek ekranda görülebiliyor. Alarmlar, performans grafik izleme, kapasite planlama gibi pek çok entegre araç var. Ayrıca VMware’in mobil cihazlar için bile bir yönetim uygulaması bulunabiliyor. Komut satırı sevenler için esxcli ve PowerCLI ile tam kontrol sağlanabiliyor.
    Kurulum konusunda, VMware ESXi host kurulumu oldukça basit bir sihirbaz ile yapılıyor. Fakat vCenter kurulumu biraz daha karmaşık olabiliyor (OVA template veya Windows hizmeti olarak kurulum seçenekleri var). VMware ekosisteminin en büyük avantajlarından biri, uzun yıllardır sektör standardı olmasıdır. Bu durum kapsamlı dokümantasyon ve geniş uzman desteği sağlar.
  • Hyper‑V: Windows kökenli olduğundan, yönetim Windows UI paradigmasını takip ediyor. Küçük ortamlarda Hyper-V Manager ile temel işlemler yapılabilir. Bu arayüz basit ve temiz olsa da sadece tek bir host’u yönetmeye yöneliktir.
    Birden fazla host’u tek bir pencerede yönetmek için System Center VMM gereklidir. Bu yazılım oldukça güçlü olmakla beraber kurulum ve kullanım olarak bir miktar öğrenme gerektirir. Windows Admin Center ise tarayıcı tabanlı bir araç olarak Microsoft’un yeni nesil yönetim konsoludur. Hyper-V dahil olmak üzere çeşitli rollerin yönetimini basit bir web arayüzünde sunar. WAC’in Hyper-V için sunduğu özellikler gelişmektedir ancak henüz vCenter kadar kapsamlı değil.
    PowerShell ile otomatik olarak hemen her işlemi yapabilmek Hyper-V’nin güçlü yanlarından biridir. Örneğin CSV listesinden sanal makineler oluşturulması mümkündür. Ayrıca tüm sanal makineler için anlık snapshot alma işlemleri betiklerle yapılır. Hyper-V’nin kullanım kolaylığı, Windows tecrübesi olan birine yük getirmez. Bu durum, Linux geçmişli yöneticilere ilk etapta ters gelebilir.
    Arayüz konusu biraz tercihe kalmıştır. Kimi kullanıcı GUI yerine PowerShell’i tercih eder, kimisi de görsel arayüz ister. Hyper-V gerekli özellikleri sunar ancak VMware’deki birleşik web arayüzü deneyimi yalnızca SCVMM ile elde edilir. SCVMM ayrı lisanslı bir üründür.
  • Proxmox: Proxmox VE’nin en beğenilen yönlerinden biri, tek bir konsolda basitlik ve işlevselliği birleştirmesidir. Web arayüzünde sol tarafta veri merkezi, cluster node’ları, sanal makineler ve konteynerler ağaç yapısında listelenir.
    Sağ tarafta ise seçilen öğenin detayları görüntülenir. Çoklu seçime izin verir, konsol ekranına web üzerinden (noVNC veya SPICE ile) bağlanmanız mümkün. Dahili Linux terminaline arayüz içinden ulaşırsınız (ör. ağ ayarlarını terminalden yapmak isterseniz). Tek bir arayüzden yedek alma, sanal makineyi şablon olarak ayarlama ve kopya oluşturma işlemleri yapılır. Öğrenmesi oldukça kolaydır. IT bilgisi sınırlı olanlar bile birkaç deneme ile VM yönetimine alışabilir.
    Proxmox ayrıca API desteği ile farklı araçlara entegre edilebilir. Ancak VMware veya Hyper-V’deki gibi geniş üçüncü parti ticari araç entegrasyonları daha azdır. Yine de Terraform gibi altyapı otomasyon araçları Proxmox’u desteklemektedir. Proxmox’un önemli bir avantajı, altyapısında tam bir Debian Linux bulunmasıdır. Bu sayede işletim sistemi seviyesinde gerekli değişiklikler yapılabilir.
    Örneğin, özel bir ağ yapılandırması için Linux networking komutlarını kullanabilir veya iptables ile elle bir kural eklersiniz. Bu esneklik ileri kullanıcılar için güçlü bir imkandır fakat acemi kullanıcıların genellikle dokunmasına gerek kalmaz. Çünkü çoğu ayar arayüzden tıklanarak yapılabilir.

Genel olarak, kullanım kolaylığı açısından Proxmox ve VMware bir adım önde denebilir. Çünkü hemen hemen tüm işlemlerin tek bir birleşik arayüzden yapılabildiği bir deneyim sunuyorlar. Hyper-V ise dağıtık bir yönetim deneyimine sahiptir. Küçük ortamlar için basit ama büyük ortamlar için ekstra yatırım ve bilgi gerektiren bir yapısı vardır.

Hangi Platform Hangi Senaryoda Tercih Edilmeli?

Her üç platform da güçlü yönlere sahip. Karar vericiler için kritik soru: “Hangi durumda hangisini seçmeli?” Aşağıda bazı tipik senaryolar ve öneriler sıralanmıştır:

  • Eğer büyük ölçekli bir kurumsanız ve halihazırda VMware altyapınız veya uzmanınız varsa: Muhtemelen VMware ile devam etmek en az riskli ve en verimli seçenek olacaktır. Bankacılık, telekom gibi sektörlerde vSphere’in sunduğu güvenlik sertifikasyonları, üçüncü parti entegrasyonlar (ör. yedekleme yazılımları, izleme araçları vb. neredeyse hepsi VMware destekler) önemli olabilir.
    Ayrıca yüksek iş yüklerinde performans ve kararlılık konusunda kendini kanıtlamış bir çözüm arıyorsanız VMware ideal. Özetle: Kapsamlı bütçeniz var, en üst düzey kurumsal özellikleri istiyorum diyorsanız VMware yanlış bir tercih olmaz.
  • Eğer tamamen Microsoft ürün ekosistemine dayalı bir ortamınız varsa: Örneğin şirket içi sunucularınızın çoğu Windows Server çalıştırıyor, Exchange, SQL Server, SharePoint gibi Microsoft uygulamaları kullanıyorsunuz ve bunları sanallaştırmak istiyorsanız Hyper-V çok mantıklı bir tercihtir. Zaten Windows lisanslarınız varsa ek bir yazılım almadan Hyper-V kurup kullanmanız mümkündür.
    Sistem yöneticileri Windows konusunda deneyimliyse Hyper-V’yi öğrenme eğrisi de çok hafif olacaktır. Yine, Azure entegrasyonu planlıyorsanız (hibrit bulut yapıları kurmak gibi) Hyper-V daha sorunsuz yol alacaktır. Özetle: Microsoft-dominant bir altyapınız ve kısıtlı bütçeniz varsa Hyper-V sizin için biçilmiş kaftan.
  • Eğer bütçe kısıtınız varsa veya açık kaynağa önem veriyorsanız: Proxmox VE, hiçbir lisans maliyeti olmadan kurumsal sınıf özellikler sunduğu için öne çıkar. Örneğin startup’lar için birkaç fiziksel sunucu üzerinde çok sayıda sanal makine çalıştırma ihtiyacı yaygındır.
    Bu senaryoda Proxmox kullanmak, yüksek lisans maliyetlerini ortadan kaldırarak önemli bir maliyet avantajı sunar. Proxmox, kâr amacı gütmeyen veya sınırlı bütçeye sahip projeler için de ideal bir seçenektir. Okullar, AR-GE laboratuvarları ile yazılım geliştirme ve test ortamlarında yaygın olarak tercih edilir.
    Ayrıca Linux ve açık kaynak kültürüne yakın ekipler Proxmox’u severek kullanacaktır. Özetle: Maliyetsiz, şeffaf ve esnek bir platform arayanlar için Proxmox doğru seçimdir.
  • Eğer karışık senaryolarınız varsa: Diyelim ki hem Windows hem Linux sunucularınız var, hem de belki container ihtiyacınız var (Docker/Kubernetes dışında basit LXC ile bazı hizmetleri ayırmak istiyorsunuz). Bu durumda Proxmox’un çok yönlülüğü faydalı olabilir. Yine de Windows yoğun uygulamalar kritikse, Hyper-V’nin Windows ayarlarını göz ardı etmeyin.
    Bazı işletmeler, kritik Windows iş yüklerinde Hyper-V kullanır ve diğer sistemlerde Proxmox’u tercih eder. Ancak iki farklı ortamı yönetmek ek bir yük oluşturur. Bu nedenle uzun vadede tek bir platform seçmek daha sağlıklıdır.
  • Bulut ve Yönetilen Hizmet Alternatifleri: Tüm bu karşılaştırılan platformlar kendi ortamını kurmak isteyenler içindir. Altyapı yatırımı yapmak istemeyenler için bulut tabanlı sanallaştırma seçenekleri de bulunur. VMware ve Hyper-V, bu alanda farklı bulut çözümleri sunar.
    Ancak bu çözümler doğrudan bizim konumuz dışına çıkıyor. Keza sanal sunucu kiralama hizmetleri de popüler bir alternatiftir. Bu modelde fiziksel altyapı ve hypervisor yönetimi hizmet sağlayıcıya ait olur, siz sadece sanal makinenizi seçersiniz.
    Özellikle KOBİ’ler ve tek seferlik projeler için Managed VPS servisleri yönetim yükünü alıp götürür. Aşağıda Makdos’un bu konuda sunduğu çözüme değiniyoruz.

Makdos ile Yerli Altyapıda Sanal Sunucu Çözümleri

Türkiye’de faaliyet gösteren Makdos, hosting ve bulut altyapı hizmetleri kapsamında güvenilir bir sanal sunucu platformu sunar. Kendi geliştirdiğimiz %100 yerli yazılım altyapısı sayesinde veri merkezleri ve sunucu kümeleri merkezi olarak yönetilir. Bu yapı maliyet avantajı ve esneklik sağlar.

Makdos, 7 yılı aşkın deneyimi ve 25 kişilik uzman ekibiyle güçlü bir teknik altyapı sunar. Hizmetlerini ülke genelindeki üç farklı veri merkezinden sağlar. Her bir veri merkezimizde 20 Gbps uplink bağlantılar ve yedekli enerji/iklimlendirme sistemleri bulunuyor. Yaklaşık 35 kabinetlik geniş bir fiziksel kapasiteyle hizmet veriyoruz.

Makdos olarak amacımız, işletmelerin sanal sunucu ihtiyaçlarını en yüksek performans, güvenlik ve süreklilikle karşılamak. Sunduğumuz platform, VMware, Hyper-V ve Proxmox gibi teknolojilerin temel avantajlarını tek bir mimaride birleştirir. Altyapımız cluster mimarisiyle tasarlanmıştır – birden fazla fiziksel sunucu, bir kaynak havuzu oluşturacak şekilde birlikte çalışır.

Sunucu tarafında bir arıza meydana geldiğinde, sanal makineler diğer node’lara devredilir. Böylece kesintisiz hizmet ve yüksek erişim elde edilir. Bu altyapı, yük dengeleme (DRS) ve dinamik kaynak kullanımını mümkün kılar.

Müşterilere ait sanal makineler ihtiyaç doğrultusunda ölçeklenir. Örneğin RAM ihtiyacı arttığında, uygun kaynaklar kısa sürede sisteme eklenir.

Makdos’un sanal sunucu altyapısı, tamamen yerli geliştirme CRM ve otomasyon sistemlerimizle kontrol edilir. Makdos kullanıcıları, web ve mobil uygulama üzerinden sunucularını yönetir. Sistem durumu izleme, yeniden başlatma ve konsol erişimi gibi işlemler tek noktadan sunulur.

Platformumuz Linux ve Windows işletim sistemlerinin tüm modern sürümlerini destekler. Dilerseniz Türkçe dil destekli kontrol panelimiz üzerinden birkaç tıkla tercih ettiğiniz işletim sistemini (örn. Hyper-V Windows veya Linux dağıtımları) kurabilirsiniz.

Güvenlik tarafında, Makdos ağ trafiğini 7/24 izleyen gelişmiş bir firewall ve DDoS koruma sistemiyle donatılmıştır. Tüm sanal sunucular izole sanal ağlar içinde çalışır ve birbirinden bağımsızdır.

Yedekleme ise iş sürekliliği için kritiktir. Makdos olarak belirli aralıklarla otomatik yedeklemeler sunuyoruz ve talebiniz halinde anlık yedekleme de alabiliyoruz. Verileriniz güvenle depolanır ve olası bir durumda hızlıca geri yüklenebilir.

Makdos altyapısında SSD ve NVMe tabanlı depolama birimleri tercih edilir. Bu yapı, IOPS performansını artırmaya yardımcı olur. 20 Gbps bağlantılar sayesinde de dış dünya ile sunucularınız arasında son derece geniş bir bant genişliği sağlıyoruz.

Makdos’un %99,8 uptime çalışma süresi garantisi, altyapımızın ne denli güvenilir olduğunu ortaya koymaktadır. Bu da müşterilerin hizmetlerine kesintisiz erişim anlamına gelir. Ayrıca 7/24 teknik destek ekibimiz, herhangi bir sorunda veya ihtiyaçta anında yardımcı olmak için hazırdır. Sunucu ayarları, işletim sistemi düzenlemeleri, lisanslama ve güvenlik ayarlarında destek sunarız.

Makdos’un sunduğu sanal sunucu altyapısı, VMware, Hyper-V ve Proxmox çözümlerinin güçlü yönlerini bir araya getirir. Tüm sistem yönetimi ve operasyonel süreçler merkezi olarak sağlanır. Siz işinize odaklanırsınız. Hypervisor katmanı, donanım bakımı ile ağ ve elektrik altyapısı Makdos tarafından sorunsuz şekilde yönetilir.

Platformumuz, ihtiyaç duyulduğunda kaynakları otomatik olarak artıracak esnekliğe sahiptir. CPU veya RAM birkaç tıklamayla yükseltilebilir ve yeni bir sanal sunucu hızlıca oluşturulur. Makdos’un %100 yerli yazılım altyapısı, gelişen ihtiyaçlara hızlı uyum sunar. Platform, müşteri geri bildirimlerine göre düzenli olarak geliştirilir.

İç pazarda edindiğimiz deneyim sayesinde Türkçe dil desteği ve yerel mevzuata uygun veri koruma önlemleri sunarız. Bu yaklaşım müşteriler için kullanım ve uyum kolaylığı sağlar. Kısacası Makdos, sanal sunucu ihtiyaçlarınız için güvenilir, güçlü ve esnek bir çözüm ortağıdır.

Sonuç

Bu yazıda VMware vSphere, Microsoft Hyper‑V ve Proxmox VE sanallaştırma platformlarının ayrıntılı bir karşılaştırmasını yaptık. Teknik özellikler, performans, lisanslama modelleri ve yönetim araçları açısından her birinin avantajlarını ve olası dezavantajlarını ele aldık. Özetle şunları öğrendiniz:

  • VMware, kurumsal düzeyde kendini kanıtlamış ve zengin özellikler sunan bir çözümdür. Genellikle büyük ölçekli ve kritik uygulamalarda tercih edilir.
  • Hyper-V, Windows Server ile bütünleşik yapısı sayesinde Microsoft ekosistemiyle uyumlu bir platformdur. Lisans maliyeti açısından avantajlı olması, onu Windows ağırlıklı ortamlar için ideal kılar.
  • Proxmox, tamamen ücretsiz ve açık kaynak kodlu bir sanallaştırma platformudur. Esnek yapısı sayesinde kısıtlı bütçeli projeler ve heterojen ortamlar için güçlü bir alternatiftir.
  • Performans ve ölçeklenebilirlik bakımından üç platformun da çekirdek gereksinimleri karşıladığı, farkların daha çok spesifik senaryolarda ortaya çıktığını,
  • Lisanslama ve toplam maliyet açısından VMware en yüksek maliyete sahiptir. Hyper-V, Windows lisansı kapsamında sunulurken Proxmox tamamen ücretsiz bir çözümdür. İçerikte anahtar kelime kullanımı ile iç ve dış bağlantılara da yer verilmiştir.

Artık hangi sanallaştırma platformunun sizin için en uygun olduğuna dair sağlam bir karşılaştırma bilgisine sahipsiniz. Peki şimdi ne yapmalı? Eğer kendi altyapınızı kuracaksanız, yukarıdaki bilgiler ışığında ihtiyaçlarınız için en uygun platformu seçebilirsiniz. Alternatif olarak, Makdos gibi bulut hizmet sağlayıcıların sunduğu hazır çözümleri değerlendirerek hızla sanal sunucunuzu hayata geçirin. 

İhtiyacınıza özel sanal sunucunuzu dakikalar içinde hayata geçirmek için Makdos’un kolay yönetilebilir arayüzünü kullanın.

Yüksek performanslı ve güvenli sanal sunucu kiralama hizmetimizle tanışın.

👉 Sanal Sunucu Kiralama 

Sıkça Sorulan Sorular

Türkiye’de Bir ilk
İlk hosting mobil uygulaması

Makdos Bilişim App Store UygulamasıMakdos Bilişim Play Store Uygulaması
Makdos Bilişim Mobil Uygulama Görseli